Trafikte bugüne kadar doğru bilinen bir yanlış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin kararıyla resmen değişti. Artık bir kazada ehliyetsiz olmak, otomatik olarak “tazminat hakkını kaybetmek” anlamına gelmiyor. Yani, ehliyetsiz biri direksiyon başındayken biri gelip ona çarparsa ve ehliyetsiz sürücü kusursuzsa, aracının hasarını tıkır tıkır alabilecek.
Hukuk Ne Diyor? “Ehliyetsizlik Bir Sürüş Kusuru Değildir”
Yargıtay’ın mantığı oldukça net: Ehliyetsiz araç kullanmak, devlete karşı işlenmiş bir kabahattir ve cezası (idari yaptırım) bellidir. Ancak bu durum, başka birinin gelip sizin malınıza zarar vermesine “meşruiyet” kazandırmaz.
Yargıtay diyor ki: “Senin ehliyetin olmayabilir, devlet sana cezanı keser; ama eğer kazada hatan yoksa, karşı tarafın verdiği zararı ödeme yükümlülüğü ortadan kalkmaz.“
Kazanın Seyri: Denizli’den Emsal Karar
Olay Denizli’de geçiyor. Ehliyetsiz sürücü kazaya karışıyor, hatta korkup tutanağa başkasının adını yazdırıyor (evrakta sahtecilik). Karşı taraf ise “Hem sahtecilik yaptı hem de ehliyeti yok, bir kuruş bile ödemem” diyerek kendini savunuyor. Yerel mahkeme de başta bunu haklı buluyor. Ancak Adalet Bakanlığı ve Yargıtay araya girerek, “Kaza ile ehliyetsizlik arasında doğrudan bir bağ yoksa, zarar ödenmelidir” diyerek noktayı koyuyor.
Düzce Vizyon Analizi: Bu Karar Neyi Değiştirir?
Bu karar, “Nasılsa ehliyeti yok, ne yaparsam yapayım ben haklı çıkarım” diyen fırsatçılara karşı bir bariyer oluşturuyor. Ancak burada çok ince bir çizgi var:
